|
Takvimden düşen her yaprak
insanın elinden bazı şeyleri alıp uzaklara götürüyor..Gelen olmuyor
mu?Tabi ki evet ama gelenler gidenlerin ne kadarının yerini tutuyor?
Şu kelimeler sürüsünü
yazmak için masabaşı yaptığımda, geçen yıllardan nasibini fazlasıyla
almış, teybimden odamın soğuk duvarlarına çarpan melodiler Tiamat'ın
"A Deeper Kind Of Slumber"ına ait.Ne bileyim bir çoğunuz için
bu albüm sevgilinizle olan güzel anları çağrıştırır.Hayatımda çok
fazla 'özel kişi' yer almadığından olsa gerek bana bu tarz depresif
albümler sahip olduğum ve bundan dolayı gurur duyduğum Öğünç ve
Ertuğ'la olan alkol duvarı aşılmış muhabbetleri aklıma getirir.
Her ikisiyle de tanışmam
zamanını hatırlayamayacağım kadar eski.Zaten ufak bir sahil kasabasının
aynı mahallesinde oturunca ister istemez çoğu simaya aşina oluyorsun.O
zamanlardaki ortak paydamızı her çocukta olduğu gibi "5te devre
10da biter" hesabı futbol maçları oluşturuyordu.Başka mahalleye
taşındığımızdan dolayı akşamları dışarı çıkamayıp kaçırdığım
muhabbetlerin acısını futboldan çıkartırdım.Ertuğ her zaman ki
gibi yazları Korkutlarda kalırdı.Genelde kimse kaleye geçmeye yanaşmazken
o, kaleci olmak için yanıp tutuşurdu.Çok geçmeden ona "Campos"
(zamanın Meksika Milli Takım kalecisi) lakabı yapıştırıldı.Öğünç
ise ufak tefek ve hızlı olduğundan defansta daha iyiydi.Okuldan aşırdığı
portakal rengi formasıyla adeta bir Hollandalıydı..
|